Singapur, 1990 yılından bu yana “Hak Belgesi” (Certificate of Entitlement) sistemi aracılığıyla araç sahipliğini sınırlamaktadır. Bu belge, bir aracı tescil ettirmek için gerekli olan bir izindir; ayda iki kez düzenlenen açık artırmalarda satılır, 10 yıl geçerlidir ve son zamanlarda 75.000 dolardan fazla bir fiyata ulaşmıştır. Bu politika, şehir devletinin 5,9 milyon sakini için yapılan yoğun toplu taşıma yatırımlarıyla birleştirilmiştir; evlerin yaklaşık %80’i bir istasyona 10 dakika mesafede bulunmakta ve birçok uzun metro yolculuğunun ücreti 2,00 doların altındadır.
Bu hareketli metropolde lüksün gerçek göstergesi nedir? Herhangi bir arabaya sahip olmak

Önemli Noktalar
- Singapur’un COE sistemi, 1990 yılından bu yana araç sahipliğini sınırlamaktadır ve izin bedelleri son zamanlarda 75.000 doları aşmıştır.
- Andre Lee, Singapur’da araç sahipliğinin maliyeti çok artınca 24.000 dolarlık Kia Forte’sini elden çıkardı.
- Singapur, konutların %80’ini toplu taşıma ağının yakınına yerleştirerek, araba kullanmanın pahalı hale geldiği durumlarda neye ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Singapur’da araba sahibi olmanın önündeki ilk engel, araç maliyetini hesaba katmadan önce bile yaklaşık 75.000 dolara mal olabilen bir izindir. Ayda iki kez düzenlenen açık artırmalarda satılan ve 10 yıl geçerliliği olan bu “Sahiplik Sertifikaları”, sıradan bir arabayı, göz kamaştırıcı masrafları karşılayabilen kişilere özgü bir statü sembolüne dönüştürüyor. Sigorta acentesi Andre Lee, 2010 model bir Kia Forte için 24.000 dolar ödedikten sonra bunu acı bir şekilde öğrendi; işletme maliyetleri birikmeye başladığında bu fiyatı haklı çıkarmak imkansız hale geldi. Öte yandan, birçok sakin bu zorlu süreci tamamen atlayıp, uzun metro yolculuklarının 2 SGD'nin altında mal olduğu toplu taşıma ağını kullanıyor.
Neden “lüks” basitçe eski bir anahtar demeti anlamına gelebilir?
Günlerinizi Silikon Vadisi’nin bir sonraki büyük yatırımını takip ederek geçiriyorsanız, lüksün yeni bir cihaz ya da daha hızlı bir GPU olduğunu düşünmek kolaydır. Singapur’da ise durum bundan daha basit: herhangi bir araba sahibi olmak. Bu şehir devleti, özel araç kullanımı kıt ve pahalı bir izin belgesine dönüştürmüş ve bu durum, ABD’deki trafik, iklim ve erişim konusundaki tartışmalara keskin bir bakış açısı sunuyor.
İzin bedeli: COE sistemi
Singapur’un temel aracı, adada bulunabilecek araç sayısını sınırlamak amacıyla 1990 yılında uygulamaya konulan Hak Belgesi’dir (COE). Ayda iki kez düzenlenen açık artırmada bir COE kazanmadan araba tescil ettiremezsiniz ve bu belgenin geçerlilik süresi 10 yıldır.
İşte bu açık artırmada sinyal en yüksek sesle duyulur. Ortalama COE fiyatları 74.000 doların üzerinde seyrediyor; bu da mütevazı bir sedanın fiyatının ABD’deki üst sınıf lüks bir araba kadar yüksek olabileceği anlamına geliyor. Bu politika trafik sıkışıklığını kontrol altında tutuyor, ancak aynı zamanda “arabam var” ifadesini, hane halkının doğal bir tercihi olmaktan çok bir sosyal statü simgesi haline getiriyor.
Davranışları değiştiren gerçek hayattaki hesaplamalar
New York Times, 2010 model bir Kia Forte için 24.000 dolar ödeyen sigorta acentesi Andre Lee’nin örneğini verdi; bu tutar, söz konusu modelin ABD’deki ikinci el piyasasında muhtemel fiyatının yaklaşık 5 katıydı. Lee, yüksek gelire sahip olmasına rağmen yakıt, otopark ve bakım masrafları birikince arabasını daha sonra sattı.
Başka bir örnek: iş kadını Su-Sanne Ching, bir Mercedes-Benz için 150.000 dolar ödedi; bu tutarın 60.000 doları sadece COE (Araç Sahiplik Sertifikası) bedeliydi. Amaç kolaylıktı, ancak bu hikaye, yeterli alternatifler oluşturmadan fiyat yoluyla yol alanını kısıtlamaya çalışan her şehir için bir uyarı niteliğinde.
ABD’li teknoloji ve şehir liderlerinin bundan çıkarabileceği ders
Singapur bu kadar katı olabiliyor çünkü inandırıcı bir alternatif oluşturdu. Hanelerin yaklaşık %80’i bir metro istasyonuna 10 dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor ve uzun demiryolu yolculukları yaklaşık 1,50 dolara mal oluyor. Bu bir “mobilite uygulaması” çözümü değil; arabasız yaşamı gerçekçi kılan altyapıdır.
ABD’deki okuyucular için buradan çıkarılacak ders, yarın COE sistemini kopyalamak değildir. Asıl mesele, fiyatlandırma ve kapasiteyi bir arada ele almaktır. New York’un trafik sıkışıklığı ücretlendirmesine doğru attığı adım, Kaliforniya’nın elektrikli araçlara verdiği destek ve Uber ile Lyft’in yükselişi, hepsi aynı soruyu gündeme getiriyor: Araba kullanmak kasıtlı olarak daha pahalı hale gelirse, ulaşım için yeterince hızlı, güvenli ve güvenilir seçeneklerimiz var mı?
Bu makale yapay zeka kullanılarak İngilizceden çevrilmiştir. Orijinal İngilizce sürüm yetkili kaynaktır; otomatik çeviriler, özellikle hukuki ve düzenleyici terminolojide hatalar içerebilir.










